7 Ağustos 2020 Cuma
SUN TZU “SAVAŞ SANATI”
LEV TOLSTOY “İNSAN NEYLE YAŞAR?”
Tolstoy'un yaşam, iyilik, Tanrı sevgisi üzerine düşündüklerini yazdığı, bir vaaz niteliği taşıyan kitabı. Dinlerden bağımsız olarak her insanın iyiliğini kendi vicdanında taşıdığının altını çizmesi bakımından önemli, okunması gereken klasik bir eser olduğunu düşünüyorum."Gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı'yı sevemez" sözü (İncil'den alıntıdır) ibadethanelerin kapısına asılmalı.
DOSTOYEVSKİ “YERALTINDAN NOTLAR”
Varoluşçu öğeler taşıyan bu romanda Dostoyevski'nin kendi yalnız Yeraltı Adamı ile monoloğunu okuyoruz. İnsanlara olan uzaklığını, öfke ve nefretini romanlaştıran usta yazarın dönemin Rusya'sına ilişkin haklı eleştirileri de romanın ana unsurlarından.
Zeki Demirkubuz'un "Yeraltı" filminin bu romandan esinlendiğini öğrendim (http://www.beyazperde.com/filmler/film-204106/).
Yüzleşmenin romanını okuyup filmini izlemek isteyenlere tavsiye olunur.
HASAN ALİ TOPTAŞ “BEN BİR GÜRGEN DALIYIM”
Hasan Ali Toptaş'ın "Kuşlar Yasına Gider" adlı romanından sonra okuduğum ikinci kitabı. Bu kitap aslında bir gürgen ağacından yola çıkarak insanlığın dramını anlatan acı bir masal. Ama çocuklara değil, yetişkinlere yazılmış bir masal. Hasan Ali Toptaş yine duyguları oldukça güzel işlemiş, sözcükleri özenle seçerek kitabı oluşturmuş.
Ağaçlar çığlık atar mı? Bilinmez. Ama yaşadıkları, yaşatmak için yaşadıkları kesin, öldürmek için değil...
HERMAN MELVILLE “KATİP BARTLEBY”
Bu kısa ve sürükleyici kitabı da pandemi vesilesiyle hızlı bir şekilde dinleyip bitirdim. Melville'in tuhaf bir katip ve işverenini öykülediğibu kitapta bir taraftan katibin davranışlarına anlam vermeye çalışırken diğer taraftan işverenin çaresizliği ve değişken tutumlarını bazen üzülerek bazen gülümseyerek okudum. Kişinin özgürlüğü ne zaman biter? tartışması da akla geliyor şüphesiz. Ama kitabın sonu tam bir ters köşe. İnsanların tercihleri ya da tutumlarının altta yatan nedenlerini anlamak son derece önemli. Yine de bundan sonra hayattaki mottolarımdan biri "yapmamayı tercih ederim" olacak...
VIRGINIA WOOLF “KENDİNE AİT BİR ODA”
Virginia Woolf'un ünlü düşünce akışı tekniği ile yazdığı, kadınlara öğüt niteliğindeki sürükleyici bu kitabı sesli olarak keyifle dinledim. Kadınların kendilerine ait bir odaları olsa ne olurdu? İyi birer yazar, şair, bilim insanı vs haline gelebilirler miydi? Hala kadın cinayetlerini tartıştığımız bu günlerde bundan 100-200 yıl öncesini düşünüp üzülmek çok anlamsız. Kadınların konumları çok fazla değişmiş değil maalesef. Odanın aslında bir metafor olduğu, her kadının kendine ait bir yaşamı, amaçları, hedefleri, hayalleri, ilgi alanları olması gerektiği, bunun için kadınlara destek olunması, en çok da kadınlararası dayanışmanın arttırılması gerektiği söylenebilir. Keşke bu kitabı daha çok erkek okusa.
HERZL "YAHUDİ DEVLETİ"
Siyonist hareketin öncülerinden olan ve Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurucusu olan yazarın bir topluluğu toplum haline getirmek için heveslendirmek ve organize etmek amacıyla yazdığı bu eseri İsrail gezisi sonrasında ilgiyle okudum. Kitabın dini bir hareketten ziyade siyasi ve toplumsal bir hareketi hedef aldığı aşikar. İsrail Devleti'nin yaklaşık 50 yıl sonra tam da kitapta planlandığı şekilde kurulmuş olması da elbette tesadüf değil.Şüphesiz sembolik olarak Süleyman Mabedi'nin yıkılışından beri planlanan ve azimle ortaya konulan bir projenin sonucu.Yazarın yaşadığı dönemde Dreyfus davasına tanıklık etmiş olmasının da bu fikirlerinin canlanmasına katkıda bulunduğu söyleniyor. Hikayelerin gerçeğe dönüşmesine tanıklık etmek isteyen okurlara tavsiye olunur.






